.......... "
Âşık önce sevdiğini yüceltir, mükemmelleştirir, sonra aşık olur." Halbuki mesele hiç de öyle değildir. Evet aşkı yaşayan kişinin
kalbindeki sevgili ile zahirdeki sevgilinin "şimdiki hali" aynı değildir...... Çünkü
aşık "zahirdeki sevgilinin"
müteal alemdeki aslına aşıktır. Her şeyin "asl"ı mükemmel-güzel-iyi olduğu için aşığın kalbindeki sevgili de mükemmeldir, iyidir, güzeldir. İşte Mecnun'un: "
Siz benim gözümle Leyla'ya bakın" derken kastettiği göz, kalbin gözüdür. Gördüğü de Leyla'nın semavi aslıdır. İşte
aşığın:
"
Ben senin aslını gördüm
Sen ise hala gölgendesin sevgili"
demesi bundandır.Fakat
aşık bu durumu fark edemez, önce sevdiğinin "zahirini"
mükemmel zanneder, görür ki o henüz mükemmel değil;
o zaman kalbine döner ve şöyle der:
"Öyleyse kalbimdeki kimdir?" Bu
aşığın bilmecesidir.
Yani kalbindeki sevgili ile, zahirdeki sevgili
bir açıdan ayınıdır bir açıdan gayrıdır.
Aşık bu iki gerçeklik düzeyinin " farkına" varıncaya kadar huzur bulamaz. Ümit ve ümitsizlik arasında bocalar.
Halbuki bilmelidir ki her şey aslına döner.
Ama
aşık beklemekte zorlanır.
"Sabredenleri müjdele!"
__________________
Sen başkaydın..
Sen'den Uzakta Hep birşeyLer eksik.
GönLümde derman yok. inan bir nefesLik.
Ne bir avuntu. Ne de biraz ümit..
Ne yaptın bana. Nedir bu se(n)ssizLik
İçimde bir yer acıyor. Sen geLince akLıma.
Herşeyim.
Yerine Sevemem.